Türkiye küresel ekonomide yerini korumak ve yükselmek için koşmalı…

PwC Türkiye Başkanı Halûk Yalçın Capital Dergisi Ocak 2017

Küresel ve yerel çerçevede 2016’dan devreden ağır konuların şekillendireceği çok hareketli geçmeye aday bir yıla başlıyoruz.  ABD’de başlayacak Trump dönemindeki ilk ekonomik görünüm, İngiltere’nin AB’den çıkış sürecinin resmi olarak başlatılması, İtalya’da bankacılık sektörüne ilişkin seyir, petrol fiyatlarındaki yön ve gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı global arenada 2017 başlangıç gündemine adını yazdıran konular arasında yer alırken Almanya ve Fransa’da yapılacak seçimler küresel ajandada önemli yer tutacak.  Orta Doğu’daki siyaset ve çatışma kazanının derecesi ise başka bir boyuta doğru ilerlemeye devam ediyor.


PwC Türkiye Başkanı Halûk Yalçın

PwC Türkiye Başkanı Halûk Yalçın

Türkiye’de ise uluslararası ilişkiler ve jeopolitik gelişmelerin yanı sıra, anayasa değişikliği ve referandum olasılığı göz önüne alındığında 2017’nin özellikle ilk yarısı, siyasi ajandanın gündemde baskın olmaya devam edeceği ve ekonomik perspektifte sıkıntılı bir dönem olacak gibi duruyor. Bu belirsizlik, tüketim ve yatırımların yılın ikinci yarısına ertelenmesini beraberinde getirebilir.  Ekonomik aktivitedeki ivmenin de bu kapsamda 2017’nin son iki çeyreğinde göreli olarak daha yukarı olmasını bekleyebiliriz.  Yıllık büyümenin 2017 yılında 2016’ya paralel ve iyimser bir tahminle bir miktar üzerinde bile gerçekleşmesi olası.  Enflasyon kapsamında ise 2016’nın özellikle son çeyreğinde TL’de gözlenen sert değer kaybı, vergi zamları ve petrol fiyatlarındaki göreli artış 2017 yılında yıllık enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı yaratacak faktörler olarak karşımızda duruyor.  Diğer yandan, Türkiye Varlık Fonu kuruluşu ve bireysel emeklilikte otomatik katılımın başlaması, 2017 yılında makro dinamikleri olumlu yönde destekleyecek iken yapısal reformlar kapsamında ortaya konan niyetlerin somut bir şekil alması da ülke ekonomisinde pozitif yansıma bulacaktır. Ancak özellikle önümüzdeki yıl FED faiz artış iştahı ve Trump yönetiminin ilk adımları gelişmekte olan piyasalar içinde belki de en fazla bizim için önemli olabilir. 

Türkiye son yıllarda belirli bir büyüme ivmesi yakalamış olsa da mevcut potansiyelinin hala çok altında. Özellikle petrol fiyatlarındaki son dönemdeki düşüş cari işlemler açığını daraltmış olsa da özel sektör dış borcu ve sermaye bağımlılığı, düşük tasarruf seviyeleri nedeniyle dış kırılganlıkların sürmesine neden oluyor.  Gerek kamu borcunun gerekse bütçe açığının milli gelire oranı, yıllardır Maastricht kriterlerini fazlasıyla karşılıyor.  Euro Bölgesi’ne üye ülkelerin bir kısmı bile mevcut durumda bu oranları yakalayamazken bu hiçte azımsanmayacak bir performans.

Türkiye kriz ile baş edebilme deneyimine ve becerisine sahip bir piyasa

Türkiye, önemli avantajlar barındıran temellerinin yanı sıra; kriz süreçlerine aşina ve kriz ile baş edebilme deneyimine ve becerisine de sahip bir ülke.

2008 yılında ortaya çıkan küresel krizde ABD’deki ve Avrupa’daki bankalar çok olumsuz etkilenirken Türk Bankacılık Sektörü, 2001 yılında edinmiş olduğu önemli deneyim ve uyguladığı politikaların etkisiyle güçlü kârlılık ve büyüme rakamları ortaya koyabilmişti.  Ekonomik yapıda gerekli kontroller sağlandığı ve öngörülen reformlar için daha fazla vakit kaybetmeden düğmeye basıldığı takdirde çok kısa vadede belirsizlik yaratan sıkıntılar, kriz konusunda oldukça deneyim sahibi Türkiye’yi çok derinden sarsmayabilir.  Ancak bunun için toplumun her kesiminde enerjinin bu ortak amaca yönlendirilmesi, ekonomik oyuncuların ve iş yaşamının bu çok önemli katkıyı yapabilmesi için önünün açılması kritik bir ön koşul.

Türkiye’deki 36. yılında denetim, vergi ve danışmanlık alanında faaliyet gösteren, 46 ortak ve yaklaşık 1.700 çalışanı ile sektörünün lideri konumundaki PwC Türkiye olarak son dönemde yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin potansiyelinin gerçeğe dönüşmesinin önüne geçemeyeceğine inanıyoruz.

Türkiye'nin meşakkatli öyküsünün ve parlak geleceğinin tüm dünyada çok daha iyi anlaşılması, normalleşme sürecinin hızla tamamlanması, yatırım akışının sürmesi ve yeni yatırımların çekilebilmesi için çok önemlidir.  Bunun için ülkemizin yatırım ortamının her geçen gün sayısı artan rakiplerinden çok daha fazla öngörülebilir olması gerekmektedir.  Bunu sağlamak üzere tüm konularda özgüveni yüksek bir şeffaflık sergilenmelidir.  

PwC Türkiye olarak ülkemizin hikâyesini gururla ve güvenle anlatıyoruz.   Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yeniden bir atılım içine girerek ekonomik olarak layık olduğu yere ulaşması için, müşterilerimize en kaliteli, en geçerli hizmetleri sunmaya ve ülkemiz için koşulsuz, karşılıksız, değer yaratmak üzere var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.