Geleceğin Çalışma Hayatı… Şimdi!

İş hayatının geleceği nasıl olacak? Bu gelecekte kendimize nasıl yer bulabileceğiz – hatta daha da önemlisi bulabilecek miyiz? Geleceğe yönelik ne gibi aksiyonlar almalıyız? Teknolojinin gündelik hayattaki yeri arttıkça bu sorular çalışanların aklını gittikçe daha fazla kurcalamaya başlıyor.

PwC tarafından 2007 yılında James Martin Institue for Science and Civilisation ile birlikte başlatılan ve Çin, Hindistan, Almanya, Birleşik Krallık ve ABD’den günümüze kadar toplamda 10.000 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen “Geleceğin İş Gücü” anketi bizlere geleceğimizi hayal etmede ışık tutuyor. Burada belirtmekte fayda var ki; aslında çok da uzak bir gelecekten değil 2030’dan bahsediliyor. Anketin göze çarpan ilk çıktısı; bugüne kadar mavi, yeşil ve turuncu olarak adlandırdığımız iş hayatındaki dünyalarda turuncunun, sarı ve kırmızı olarak ayrı ayrı eklenmesi oluyor. Gelecekte bu 4 dünyadan yalnızca birinin öne çıkacağından söz etmek zor, fakat önemli olan bizlere geleceğe dair senaryolar sunması ve hayal gücümüzün sınırlarını zorlaması. İş hayatındaki 4 dünyadan kısaca bahsedelim:

Sarı Dünya

Önce insanlık! Bu dünyada adalet ve toplumun iyiliği ön plana çıkıyor. Hem çalışanlar hem de işverenler büyük resimde anlam arıyor ve yaptıkları işlerde bu anlamla ilişki kurmaya çalışıyor. Teknoloji, dünya çapındaki pazarlar arası bariyerlerin kaldırılmasını sağlıyor ve bu sayede girişimci firmalar büyük kurumların hakim olduğu alanlarda onlarla rekabet etme şansı yakalıyor. Benzer düşünce yapısına sahip çalışanlar teknoloji platformları sayesinde bir araya geliyor ve fikir ya da proje geliştirmek için birlikte çalışıyor. Sivil toplum örgütleri ile olan ilişkiler büyük önem kazanmaya başlıyor.

2030'da çalışma hayatında sarı dünya
Kırmızı Dünya

Yaratıcı olan kazanır ya da "freelance" dünyası! Bu dünyada kurallar ortadan kalkıyor ve uzmanlar ile niş kar sağlayıcılar bireylerin ve ortak ilgi alanına sahip küçük grupların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yarışıyor. Teknoloji; güçlü, benzer düşüncelere sahip kişilerin sınırlar ötesi sosyal gruplar oluşturmasına olanak sağlıyor. Kuralların azlığı riskleri de beraberinde getiriyor. Uzmanlık diplomayı gölgede bırakıyor ve kurumlar daha çok ilgili iş deneyimi ve yetkinliklere önem veriyor. Az sayıda ama yetkin kadrolarla  (teknolojinin de yardımıyla) iş yapılabiliyor. Çalışanlar ya çok sık iş değiştiriyor ya da proje bazlı çalışıyor.

2030'da çalışma hayatında kırmızı dünya
Mavi Dünya

Kurumsal hayat en iyisi! Bu dünyada küresel kurumsal firmalar ön plana çıkıyor ve tüketicilerin seçimleri her şeyi yönetiyor. Başarının sırrı üretken iş gücünde yattığından, şirketler az sayıda en iyi yeteneklerle işlerini idame ettirebilmek için yarışıyor. Şirketler, bu nedenle ya ödül paketlerini geliştirmeyi seçiyorlar ya da sadece gerekli olduğunda çalışmak üzere esnek iş gücü ile iş yapıyor. Bunların yanı sıra daha önce devletin sunduğu çocukların eğitimi, yaşlıların bakımı gibi bazı hizmetleri artık kurumlar çalışanlarına sunmaya başlıyor. Bunun karşılığında ise hem performansları hem de sağlık ve refah durumları iş dışında bile sürekli olarak takip ediliyor ve ölçülüyor. Çalışanlar ise yalnızca yeteneklerini ve aidiyetlerini ortaya koyabildikleri sürece iş bulabiliyorlar.

2030'da çalışma hayatında mavi dünya
Yeşil Dünya

Şirketler de önemser! Bu dünyada güçlü bir toplumsal vicdan ihtiyacı yadsınamaz seviyede. Kurumlar çalışanlarına ve dünyaya olan davranışlarına göre çalışanların ve tüketicilerinin sadakatini kazanıyorlar. Kurumsal sorumluluk bir “olsa iyi olur” özelliği olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor. Teknoloji, kıt kaynakların korunması ve çevresel zararın en aza indirgenmesindeki en büyük etken. Çalışanlar; esnek çalışma saatlerine sahip olup iş-özel yaşam dengelerini korumalarının yanı sıra sosyal sorumluluk projelerinde yer almaya da teşvik ediliyorlar. Kurumlarına olan güven ve bağlılıklarının karşılığı olarak işverenler de çalışanların etik ve davranış kurallarına uyumunu çok önemsiyor. Çalışanlar, değerleri kendi değerleriyle uyuşan kurumlara ilgi gösterse de en iyi yetenekler için kurumlar arası yarış devam ediyor.

2030'da çalışma hayatında yeşil dünya

Tüm bu senaryolar ilgi çekici gözükse de İnsan Kaynakları profesyonelleri için yeni bir soruyu da beraberinde getiriyor. Bu dünyalarda İnsan Kaynakları’nın rolü ne olacak? Sarı dünyada İK kendisine kurumların içinde ayrı bir birim olarak yer bulmakta zorlanıyor ve kurumlar daha çok konu uzmanlarıyla çalışmayı ya da dış kaynak olarak hizmet almayı tercih ediyor. Kırmızı dünyada da durum pek farklı değil. Çalışan süreçleri büyük oranda otomatize ediliyor ve girişimciler diğer İK süreçlerini de dış kaynak hizmeti olarak sağlıyor. Mavi dünyada Chief People Officer (İnsan Kaynakları Başkanı) rolü çok güçlü ve etkili bir role sahip oluyor ve yönetim kurullarında İnsan Kaynakları ve Verimlilik Başkanı’nı görmeye başlıyoruz. Yeşil dünyada İnsan Kaynakları isim değiştiriyor ve İnsan ve Toplum adını alıyor. Bu yeni çatı altında İnsan Kaynakları, pazarlama, kurumsal sosyal sorumluluk ve veri analitiği süreçleri gerçekleştiriliyor.

Sizce en olası senaryo hangisi? Siz kendinizi ve kurumunuzu 2030’da nerede görüyorsunuz?

İletişim

Emrah Akbalaban
İnsan Kaynakları Danışmanlığı, Kıdemli Müdür
Telefon: +90 212 326 6965
Eposta

Bizi takip edin