Yeni Gelir İdaresi Özelgeleri (2018/9)

05/11/18


Vergi Bülteni 2018/93


Özet

Vergi uygulamalarıyla ilgili olarak son dönemde verilen bazı özelgeler.

1. Kurumlar Vergisi Kanunu

Tapuda kayıtlı ancak defterlerde kayıtlı olmayan taşınmazlar nedeniyle ek tasfiye kararı alınması durumunda vergileme işlemleri nasıl olmalıdır?

(13.09.2018 tarih ve 6341 sayılı özelge)

Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan ek tasfiyeyle ilgili madde gerekçesinde; ek tasfiye kararının bir tedbir kararı olduğu, yeni bir hukuki yapı meydana getirmediği, yapılması ihmal edilmiş tasfiye işlemlerinin yapılmasını takiben şirketin yine sonlandırılacağı, ek tasfiyenin tasfiye gayesinde herhangi bir değişikliğe yol açmayacağı, şirketin yine tasfiye şirketi olduğu, şirket organlarının tasfiye gayesi çerçevesinde işlem yapmak zorunda olduğu ve ek tasfiyenin şirketin sicile yeniden tescilini talep etmeye yönelik olduğu belirtilmiştir.

Özelge talep formunda yer alan bilgiden, Ticaret Sicil Gazetesinde “RE’SEN” kaydı silinerek tasfiye edilen şirketin iki ayrı tarihte şirket adına tapuda tescil edilen, ancak şirket aktifinde yer almayan taşınmazların satışı için ek tasfiye talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Daha önce şirket adına tapuda tescil edilen, ancak şirket aktifinde yer almayan taşınmazların satışından doğan kazancın kurum kazancı olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. Ticaret sicil kaydı resen silinen şirketin, ticari faaliyetinin bulunmaması, söz konusu gayrimenkulleri satmak ve ek tasfiye amacıyla sicile tescil edilmesinden dolayı, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen istisnadan faydalanılması da mümkün bulunmamaktadır.

Öte yandan, kurumlar vergisi ödendikten sonra kalan kazancın şirket ortaklarına dağıtılması halinde dağıtılan tutarlar üzerinden Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi gereğince tevkifat yapılması gerekmektedir.

Şirket aktifine kayıtlı olmayan, dolayısıyla en az iki tam yıl aktifte bulunma şartını taşımayan gayrimenkul satışının KDV Kanunu’nun 17/4-r maddesi kapsamında KDV’den istisna tutulması da mümkün bulunmamaktadır.

Şirket adına tapuda kayıtlı bulunmasına rağmen aktife kaydedilmeyen gayrimenkullerin Mahkemenin ek tasfiye kararına istinaden satışına ilişkin olarak; mahkeme kararına istinaden ticaret siciline yeniden tescil edildiği (şirketin yeniden yükümlülük altına girebildiği ve hak kazandıran işlemlerde bulunmasının mümkün hale geldiği) tarih itibariyle şirketin mükellefiyetinin tesis edilmesi, söz konusu gayrimenkullerin maliyet bedeli üzerinden şirket aktifine kaydedilmesi, satış bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi ve satış bedeli ile aktifte kayıtlı değeri (net defter değeri) arasındaki farkın kar ve zarar hesabına geçirilmesi gerekmektedir.

Tahakkuk eden vergiye ilişkin mahsup talebinin kabul edilmemesi nedeniyle vadesinde ödenmeyen vergi, vergi indirimi olanağını ortadan kaldırır mı?

(11.06.2018 tarih ve 548774 sayılı özelge)

Geçici vergi beyannamesi yasal süresi içerisinde verilmekle birlikte, tahakkuk eden vergiye ilişkin mahsup talebinin bir kısmının yerine getirilmeyerek gecikme zammı ile birlikte vadesinden sonra ödenmesi halinde,  Gelir Vergisi Kanunu’nun “Vergiye Uyumlu Mükelleflere Vergi İndirimi” başlıklı mükerrer 121. maddesi hükmünden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

Üniversite tarafından tahakkuk ettirilen hakedişlerde tevkifat zamanı nedir?

(19.09.2018 tarih ve 107660 sayılı özelge)

Gelir Vergisi Kanunu’nun 96. maddesinde; vergi tevkifatının 94. madde kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı, bu maddede geçen hesaben ödeme deyiminin, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği; Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15. maddesinin altıncı fıkrasında da bu maddede geçen hesaben ödeme deyiminin kesintiye tâbi kazanç ve iratları ödeyenleri hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, alınan mal ve hizmetler ile yaptırılan yapım işleri dolayısıyla istihkak sahiplerince düzenlenen hak ediş faturalarının onaylandığı tarih itibarıyla, hesaben ödeme gerçekleşmiş sayılacağından ve istihkak sahiplerine karşı borçlu duruma gelineceğinden, hak edişlerin onaylandığı tarih itibarıyla vergi kesintisinin yapılarak, kanuni süresi içerisinde muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Gerçek kişi ortaktan yapılan borçlanmaların vergisel sonuçları nelerdir?

(08.10.2018 tarih ve 57752 sayılı özelge)

Şirket tarafından ortaktan alınmış borçların örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi halinde bu borçlarla ilgili olarak örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin gider olarak yazılması mümkün bulunmamaktadır. Bununla birlikte, örtülü sermaye kabul edilen borçlanmalarda oluşacak kur farkı gelirlerinin de söz konusu borcun örtülü sermaye olarak kabul edilmesinin bir sonucu olarak, vergiye tabi kurum kazancının tespitinde gelir olarak dikkate alınması söz konusu olmayacaktır.

Şirkete kullandırılan borçların örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi durumunda örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kar payı olarak değerlendirilecektir.

Şirketin gerçek kişi ortağından borçlandığı paralarla ilgili olarak herhangi bir faiz ödemesi durumunda, gerçek kişi ortağa ödenecek faiz bedelinin emsallere uygun olması gerekmektedir.

Öte yandan, Şirketin nakit ihtiyacı olmadığı halde gerçek kişi ortaktan alınan paralara ilişkin ortaya çıkan kur farklarının, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgisi olmadığından, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.

2. Vergi Usul Kanunu

Bedeli döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenen işlemlerde faturada dikkate alınacak kur ve ödeme tarihinde ortaya çıkan kur farkının belgelendirilmesi nasıl olmalıdır?

(21.09.2018 tarih ve 375281 sayılı özelge)


Vergi Usul Kanunu uygulamasında, döviz cinsinden veya dövize endeksli işlemlere ilişkin olarak;

- Düzenlenen sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmiş olması halinde, (avans olarak yapılan ödemeler dahil) düzenlenecek satış faturalarında Türk Lirası karşılığının gösterilmesi şartıyla, sözleşmede belirlenen döviz kuru üzerinden ilgili bedel Türk Lirasına çevrilerek defter kayıtlarına geçirilmektedir.

- Düzenlenen sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmemiş olması halinde, satış faturasında yer alan bedel T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek defter kayıtlarına geçirilmektedir.

- Fatura düzenleme tarihinden, ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar satıcı lehine oluşan kur farkları için satıcı tarafından alıcı adına, satıcı aleyhine oluşan kur farkları için ise mükellefiyeti bulunmasına bağlı olarak alıcı tarafından satıcı adına fatura düzenlenmekte; kur farkının hesaplanmasında, kayıtlara ilgili borcun kaydedildiği kur ile ödemenin yapıldığı günkü kur arasındaki fark esas alınmaktadır.

Vadeli işletme hakkı satışında gayrimaddi hakkın aktifleştirme bedeli peşin bedel mi yoksa vadeli bedel midir?

(21.09.2018 tarih ve 108337 sayılı özelge)

Özelge talep formunda; Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığından Elektrik Üretim A.Ş. uhdesinde bulunan iki hidroelektrik santralinin işletme hakkının 49 yıllığına devralındığı belirtilerek, söz konusu işletme hakkı bedelinin aktife kayıt edilecek ve amortisman uygulamasına esas teşkil edecek maliyet bedelinin peşin bedel olan 1.276.000.000,00 TL üzerinden mi yoksa vadeli bedel olan 1.504.085.000,00 TL üzerinden mi olacağı sorulmuştur.

Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığından hidroelektrik santrallerinin işletme hakkının, 49 yıllığına satın alınmasına ilişkin bedel (vade farkı dahil) üzerinden gayrimaddi hak olarak aktifleştirilmesi ve yayımlanan Amortisman Listesinin “55. Gayrimaddi İktisadi Kıymetler” bölümü kapsamında 15 yılda ve % 6,66 oranı ile itfa edilmesi gerekmektedir.

Ödeme kaydedici cihaz fişlerinin belirli periyotlar dahilinde toplu olarak defterlere kaydının yapılması mümkün müdür?

(08.10.2018 tarih ve 390819 sayılı özelge)

Vergi Usul Kanununun açık düzenlemeleri gereğince, muamelelerin, işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin düzen ve açıklığını kaybetmeyecek bir zaman zarfında Kanun’da yer alan süreler içerisinde kayıtlara intikal ettirilmesi gerekmektedir

Vergi Usul Kanunu’nda, bu Kanun’a göre tutulan defterlerin kayıt şekilleri konusunda, herhangi bir hüküm yer almamakta; ancak kayıtlarda bulunması gereken asgari bilgi, kayıt zamanı ve maksat konusunda düzenlemeler yer almaktadır.

Buna göre, ödeme kaydedici cihaz fişleri, defterlere ayrı ayrı kaydedilebileceği gibi; en fazla 10’ar günlük muhasebe kayıt periyodu dikkate alınarak oluşturulacak bir icmale (ÖKC satış fişinin tarihi, kimden alındığı, numarası ve malın KDV’si gibi bilgileri ihtiva edecek şekilde) bağlanmak suretiyle, her bir icmal itibariyle, tek bir yevmiye maddesi olarak da kaydedilebilir.

Diğer yandan, işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin düzen ve açıklığını kaybetmeyecek şekilde her bir belgenin düzenlenme tarihinden itibaren kayıt süreleri dikkate alınarak kayıtlara intikal ettirilmesi gerekeceği tabiidir.

Yukarıda özetlenen özelgeler ile diğer çok sayıda özelgenin tam metnine www.gelirler.gov.tr internet adresinin mevzuat bölümünden ulaşabilirsiniz.

Bu bülten hakkında daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki kişilerle temasa geçebilirsiniz.

İletişim

Recep Bıyık
Mevzuat Eğitim ve Araştırma Başkanı, PwC Turkey
Eposta

Bizi takip edin