Finansal hizmetler teknolojilerinde 2020 ve sonrası: Değişimi kucaklamak

Finansal hizmetler teknolojilerinde 2020 ve sonrası: Değişimi kucaklamak raporu finansal kuruluşların rollerini, yapılarını ve rekabet ettikleri ortamın yanı sıra, finansal hizmetler sektörünü ve sektörün hizmet ettiği toplumu değiştiren etkileri inceliyor.

2008 küresel finansal kriz sonrasında ortaya çıkan yeni düzenleyici çerçeveler yavaş yavaş hayata geçirilirken, finansal kuruluşlar iş modellerini bu yeni düzenlemelere göre şekillendiriyor.

Diğer yandan, finansal hizmetlerde teknoloji giderek daha fazla hem en yaratıcı hem de en yıkıcı etki haline geliyor. Raporda, teknolojideki gelişmelerin finansal hizmetler sektörünün yanı sıra, sektörü denetleyenler ve sunduğu hizmetlerden faydalananların üzerindeki etkileri de örneklerle paylaşılıyor.

Finansal hizmetler teknolojilerinde 2020 ve sonrası: Değişimi kucaklamak

loading-player

Playback of this video is not currently available

2020’de öne çıkacak teknoloji temelli 10 önemli etki

1. FinTech’ler yeni iş modelleri ortaya çıkartacak

Finansal hizmetler piyasasına yeni giriş yapmak önceden oldukça zor olsa da, Fintech’lerle bu durum değişti. Hızlı tepki veren ve genellikle yeni kurulan şirketler olan FinTech’ler, mobil ödemeden sigortaya kadar birçok alanda yenilikçi bir teknoloji ya da sürece odaklanıyor. FinTech’ler, özellikle finansal hizmetler değer zincirinin getirisi en yüksek alanlarını hedefleyerek, getirisi düşük ancak önemli birtakım hizmetlere yatırım yapan köklü finansal hizmet kuruluşlarına karşı tehdit oluşturuyor.
 

 

Daha fazlası

2. Paylaşım ekonomisi finansal sistemin her alanında olacak

2020 yılı itibarıyla müşteriler bankacılık hizmetlerine ihtiyaç duymaya devam ederken, bu hizmetleri almak için bankalara, ya da en azından bugün “banka” olarak düşündüğümüz kuruluşlara başvurmayabilirler. Arabalar, taksiler ve otel odalarıyla başlayan “paylaşım ekonomisi”, finansal hizmetlerle devam edecek. Finansal hizmetlerde “paylaşım ekonomisi”, merkezi olmayan varlık sahipliği ve aracılık için bankaya gitmek yerine, sermayeyi sağlayanlar ve kullananlar arasında etkin bir eşleştirme için bilgi teknolojileri kullanımı anlamına geliyor.

 

Daha fazlası

3. Blok zinciri birçok şeyi değiştirecek

Bazı sektör grupları teknolojiyi ticarileştirmek için bir araya gelerek, teknolojiyi finansal hizmetlere uyguladı. Özellikle finansman ve inovasyondaki bu atılım, perakende odağındaki “blockchain” ve FinTech’in, kurumsal kullanımı daha fazla kapsayacağı biçimde devam edecek gibi görünüyor. Her ne kadar bu şirketlerin birçoğunun önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde kapanması beklense de, “blockchain açık defteri” finansal kuruluşların teknoloji ve operasyonel altyapısının önemli bir parçası olacak.
 

Daha fazlası

4. Dijital yaygınlaşacak

20 yıl önce, birçok büyük finansal kuruluş e-ticaretten yararlanmak için “e-iş” birimleri kurmaya başladı. Şimdi baştaki “e” harfine gerek kalmadı çünkü bu durum “yeni normal” oldu. O zamanlar internetin gelişmesi ve büyük teknoloji yatırımları verimlilik açısından nasıl benzersiz ilerleme sağladıysa, bugün dijital dalga da aynı etkiyi yaratıyor. Müşteri deneyimi ve operasyonel verimlilik, dijitalleşmeyle büyük veri ve analitiğe de kayıyor. Bu yaklaşımın finansal hizmetlerde ödemelerde, bireysel bankacılıkta, sigortacılıkta ve varlık yönetiminde uygulandığını; sermaye piyasaları ve ticari bankacılık gibi kurumsal alanlara doğru kaydığı da görülüyor.


 

Daha fazlası

5. “Müşteri zekâsı” gelir artışı ve getirinin en önemli belirleyicisi olacak

Müşterilerinizin neye değer verdiğini biliyor musunuz? Bundan emin misiniz? Önceden müşteri zekâsı, odak grupları ve anketler gibi birtakım görece basit yöntemlere dayanıyor; elde edilen bilgiler ise müşteri davranışına ilişkin gerçek ve kişiselleştirilmiş veri yerine kullanılıyordu. Artık teknolojik gelişmeler sayesinde şirketler, müşterilerinin ne yaptığı ve ne istediğine dair çok fazla veriye erişebiliyor.

Daha fazlası

6. Robot teknolojisi ve yapay zekâdaki gelişmeler ‘üretimin ülke içine taşınması’ ve yerelleştirme dalgasını başlatacak

Köklü finansal hizmet kuruluşları ve teknoloji şirketleri, robot teknolojisini ve yapay zekâyı kullanarak kilit konulara çözüm üretmek, maliyetleri azaltmak ve riskleri en aza indirmek için bir süredir iş birliği yapıyor. Bu şirketler sosyal ve duygusal zekâ, mantıksal çıkarım, kendi kendine öğrenme, fiziksel sensörler, navigasyon ve daha birçok yeteneğin bir araya getirilmesini hedefliyor.

Günümüzde robotlar artık çevrelerindeki detayları ve objeleri fark etmek, bilgiye karşılık vermek gibi birçok beceriye sahip. Zamanla sadece daha fazla beceriye değil, aynı zamanda daha karmaşık becerilere de sahip olacaklar. Hizmet robotları hala birtakım teknolojik zorluklarla karşı karşıya kalsa da, önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde hizmet robotları için evrimsel kazanımlar bekleniyor.

 

Daha fazlası

7. “Herkese açık bulut” baskın altyapı modeli olacak

Bugün birçok finansal kuruluş, müşteri ilişkileri yönetimi, insan kaynakları yönetimi ve finansal muhasebe gibi birçok destek biriminde bulut tabanlı “hizmet olarak yazılım” (SaaS) uygulamalarını kullanıyor. Bu uygulamalar geliştikçe, kuruluşlar ana faaliyetlerini yürütmek için de bu uygulamaları kullanmaya başlıyor. 2020 yılı itibarıyla, müşteri ödemeleri, kredi notlandırması, varlık yöneticilerinin temel cari hesap fonksiyonlarına ilişkin raporlamaları gibi alanlarda ana hizmet altyapıları yaygın olarak kullanılacak.

Daha fazlası

8. Siber güvenlik finansal kuruluşların karşılaştığı en büyük risklerden biri olacak

Siber güvenlik finansal kuruluşların karşılaştığı en büyük risklerden biri olacak

Finansal hizmetler sektöründeki yöneticiler, hâlihazırda, siber tehditlerin sektör üzerindeki etkilerinin farkında. 2016 yılında gerçekleştirdiğimiz Küresel CEO Araştırması’nda, ankete katılan finansal hizmet CEO’larının %69’u siber tehditler nedeniyle kısmen veya çok fazla endişeli olduklarını belirtmişti. Diğer sektörlerin CEO’ları için ise bu oran %61 seviyesinde. Bu durum aşağıdaki faktörlerin etkisiyle önümüzdeki yıllarda da değişecek gibi görünmüyor:

  • Üçüncü taraf tedarikçilerin kullanımı
  • Hızla gelişen, çok yönlü ve karmaşık teknolojiler
  • Ülkeler arası veri değişimi
  • Nesnelerin İnterneti de dâhil müşterilerin mobil teknolojileri giderek daha fazla kullanması
  • Ülkeler arası artan bilgi güvenliği tehditleri


Daha fazlası

9. Asya teknoloji tabanlı inovasyonun merkezi haline gelecek

Küresel olarak, 2010 ve 2040 yılları arasında orta sınıfın %180 artacağı öngörülürken, Asya’daki orta sınıfın Avrupa’dakinden hâlihazırda daha büyük olduğu görülüyor. Ayrıca, 2020 yılına kadar “orta sınıf” olarak tanımlanan nüfusun yüzde olarak büyük çoğunluğunun Kuzey Amerika ve Avrupa’dan Asya-Pasifik’e kayacağı tahmin ediliyor. Önümüzdeki 30 yılda, yaklaşık 1,8 milyar insanın, özellikle Afrika ve Asya’dakilerin, şehirlere taşınacak olmasıyla, finansal kuruluşlara yönelik önemli yeni fırsatlar doğacak.

Bu trendler, teknoloji tabanlı inovasyonu doğrudan ilgilendiriyor. Başlangıçta tarım teknolojilerindeki ilerlemenin emek verimliliğini arttırmasıyla, tarım işçileri daha iyi fırsatlar için şehirlere göç etmeye başladı. İlk önce, yerel pazarlarda imalat gibi sermaye yoğun işlerde, daha sonra teknolojik gelişmelerin etkisiyle küresel pazarda çalışmaya başladılar. Bu arada, bilişim ve telekomünikasyon alanındaki gelişmelerle Batı’daki şirketler destek fonksiyonlarının bir kısmını Filipinler ve Hindistan gibi ülkelere taşıyarak, oralarda görece daha iyi maaş veren işler yarattılar. Bu sayede, kendi kendini besleyen bir döngü ortaya çıktı: Şehirlerde işlerin artmasıyla teknoloji altyapısı gelişti, bu durum da küresel pazarda aktif daha fazla işvereni cezbetmeye başladı. Sonuç olarak, gelişmekte olan ülkelerde şehirleşme artıyor ve orta sınıf giderek büyüyor.
 

Daha fazlası

10. Düzenleyiciler de teknolojiye başvuracaklar

Teknolojinin kullanımı ve etkileri sadece finansal kuruluşlarla kısıtlı değil; düzenleyiciler de kapsamlı veri toplamayı ve analitik araçları hızla benimsiyorlar. Bireysel kuruluşların faaliyetlerinin yanında, genel olarak sistemle ilgili daha fazla bilgi almaya çalışıyorlar. Ayrıca, sektörü daha etkin bir biçimde izleyerek, sorunlar gerçekleştikten sonra düzenleme yapmak yerine potansiyel sorunları öngörmeyi hedefliyorlar. Denetleme prosedürlerine ek olarak, stres testlerine bağlı veri talepleri, varlık kalitesi değerlendirmeleri ve yoğun raporlama gereklilikleri bu duruma örnek olarak verilebilir. Düzenleyiciler, büyük hacimli veriler için gelişmiş analitik araçlar kullanarak senaryoları karşılaştırıyor ve potansiyel sorunlar büyük çapta piyasa sorunu haline gelmeden önlem alabiliyorlar.

 

Daha fazlası

Finansal kuruluşlar için 2020’ye yönelik 6 öncelik


“Yeni normale” hazırlanmak için bilgi teknolojileri modellerinin güncellenmesi


Mevcut sistemleri basitleştirerek, “hizmet olarak yazılımı” bulutun ötesine taşıyarak ve robot teknolojisini/yapay zekâyı benimseyerek maliyetlerin düşürülmesi


Müşteri ihtiyaçları hakkında daha çok bilgi için teknoloji yetkinlikleri edinilmesi


Teknoloji altyapısının her yerden, her şeye bağlanacak şekilde düzenlenmesi


Siber riskler için güncel siber güvenlik yaklaşımlarının geliştirilmesi


Uygulamak ve kazanmak için gereken yetenek ve becerilere ulaşılması

İletişim

Zeynep Uras
Bankacılık ve Sermaye Piyasaları Sektörü Lideri
Telefon: +90 212 326 6062
Eposta

Oktay Aktolun
Risk, Süreç ve Teknoloji Lideri, PwC Turkey
Telefon: +90 212 326 6073
Eposta

Tumin Gültekin
Risk, Süreç ve Teknoloji Hizmetleri Şirket Ortağı, PwC Turkey
Telefon: +90 212 326 6348
Eposta

Bizi takip edin