Vergi hatalarının düzeltilmesiyle ilgili yeni kararlar (5)

Recep Bıyık Mevzuat Eğitim ve Araştırma Başkanı, PwC Türkiye

Dünya Gazetesi

28 Eylül 2022

Vergi hatalarının düzeltilmesiyle ilgili bu altıncı ve son makalem. Yazılabilecek daha çok yargı kararı  var ama bu kadarı gelinen noktada yargı organlarının konuya bakış açısını görebilmek için yeterli  diye düşünüyorum. 

Bugünün kararı bir Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı.

Davanın konusu 

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ihale edilen “… Resmi Ortaöğretim Okullarında Öğrenim Gören  Öğrencilere Dağıtılacak Ders Kitapları" satın alınması işi uhdesinde kalan davacı tarafından, ihale  kararı ve ihale üzerine düzenlenen kağıtlardan doğan ve ödenen damga vergisinin iadesi istemiyle  yapılan düzeltme ve şikâyet yoluyla düzeltme başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ile ödenen  verginin iadesi istemiyle dava açılmış. 

Vergi Mahkemesi kararı: Uyuşmazlığın çözümünün, ihale edilen işin, Damga Vergisi  Kanunu'nun ek 2. maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine bağlı bulunduğu,  bunun da ilgili düzenlemelerin yorumlanmasını gerekli kıldığı gerekçesiyle, vergi hatası olmadığı ve  bu konudaki iddianın da vergilendirme işlemine karşı süresi içinde açılacak davada incelenebileceği  sonucuna ulaşılmış ve dava reddedilmiş. 

Bölge İdare Mahkemesi kararı: Davacının istinaf istemini inceleyen Bölge İdare Mahkemesi,  istinaf istemine konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istemi  reddetmiş. 

Danıştay Dokuzuncu Dairesi kararı: Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu  Dairesi; 

  • İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 83. maddesinde ilköğretimin belli edilen gelir ve giderleri için  muafiyet öngörüldüğü, düzenlemede gelir ve gider doğurucu işlemlerin tarafları yönünden “açık”  bir sınırlama getirilmediği,  
  • Bu muafiyetin yalnızca ilköğretime ilişkin vergi mükellefiyetini gerektirecek hallere  özgülendiğinin kabulünün, vergi kanunlarının yorumlanması hususunda ana kural olan, vergi  kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği; ancak lafzın açık olmadığı hallerde vergi  kanunlarının hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerinin kanunun yapısındaki yeri ve  diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak yorumlanacağı kuralını içeren  düzenlemeye de aykırı, daraltıcı bir yorum olacağı, 
  • Bu durumda; Millî Eğitim Bakanlığı tarafından davacıya ihale edilen işler nedeniyle davacıya  damga vergisi istisnası tanınması ve bu hususun vergilendirme hatası kapsamında  değerlendirilmesi gerektiği, 

sonucuna varmış, davanın reddine karar veren Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf  başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuş. (Danıştay Dokuzuncu  Dairesinin 22/12/2020 tarih ve E:2017/2698, K:2020/6096 sayılı kararı.) 

Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararı: Bölge İdare Mahkemesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiş.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı: Temyiz isteminin inceleyen Danıştay Vergi  Dava Daireleri Kurulu;

  •  İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 83. maddesinde, Kanun'un 78. maddesinde belirtilen yoksul  öğrencilere parasız olarak verilecek okul kitapları ve ders levazımı bedeli gibi giderlerin her türlü  resim ve vergiden muaf tutulduğu, 78. maddede "gibi" ifadesine yer verilmek suretiyle giderlerin tahdidi olarak sayılmamış olduğu, başka bir anlatımla salt yoksul öğrencilere parasız olarak  verilecek okul kitapları ve ders levazımlarına yönelik ilköğretim kurumunun giderleri damga  vergisinden muaf tutulmayıp, kuralda yer verilen giderlerin örnekleme yoluyla sayılmış olduğu, 
  • 83. maddede yer verilen kuralın sadece ilköğretim kurumlarını kapsadığının ve bu kurumların  istisna hükmünden yararlanabileceğinin kabulünün hukuka uygun düşmeyeceği, 
  • Bu durumda, davacının uhdesinde kalan iş nedeniyle yapılan giderlerin, İlköğretim ve Eğitim  Kanunu'nun 78. maddesi kapsamında sayılan giderlerden olduğu ve yine aynı Kanun'un 83.  maddesi uyarınca damga vergisinden istisna olduğunun kabulünün gerektiği, 

belirtilerek, olayda, Vergi Usul Kanunu’nun 118. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı  bendinde yer alan "mevzuda hata" olarak değerlendirilebilecek vergilendirme hatasının bulunduğu  sonucuna varmış, aksi yöndeki gerekçeyle verilen ısrar kararını hukuka uygun bulmamış, bu nedenle  davacının temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuş. 

Sonuç: Vergi Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi talebi yorum yapmayı gerektiren bir konu  olarak görmüş ve düzeltme konusu olmadığına karar vermiş. Danıştay Dokuzuncu Dairesi ve Vergi  Dava Daireleri Kurulu ise anladığım kadarıyla, dava konusu kâğıdın açıkça damga vergisinden  müstesna olduğu gerekçesiyle mevzuda hata olarak değerlendirmiş ve düzeltme talebini haklı  bulmuş. 

Değerlendirmem: Dava konusu kâğıdın damga vergisinden müstesna olup olmadığı bana çok açık  gibi gelmiyor. Zaten Danıştay Dokuzuncu Dairesi ve Vergi Dava Daireleri Kurulu, Vergi Usul  Kanunu’nun 3. maddesi çerçevesinde amaçsal yorum yaparak bir sonuca ulaşmış. Düzenleme açık  olsaydı bu şekilde bir yorum yapmaya gerek olmazdı. Konu açık değil ve amaçsal bir yorum yaparak  sonuca ulaşılıyorsa da düzeltme konusu olmaz diye düşünüyorum. 

Bu arada, vergileme işlemi yasal süresinde dava konusu yapılsaydı, bu kararda ulaşılan sonuca  katılırdım. Bence de somut olayda, düzenlenen kâğıt damga vergisinden müstesna. Ancak bu sonuca  ben de Danıştay Dokuzuncu Dairesi ve Vergi Dava Daireleri Kurulu kararında olduğu gibi, Vergi Usul  Kanunu’nun 3. maddesinde belirtilen şekilde yorum yaparak ulaşıyorum. 

Altı makalede özetlediğim yargı kararlarıyla sınırlı ifade etmek gerekirse, yargı organlarının konuya  bakışının çok farklı olduğunu söylemek mümkün. Yargı kararlarına bakılırsa, kabul/red ve onayla  biten süreç yok. Her kararda red, kabul, bozma, ısrar, onama gibi kararlar iç içe. Bu durumun yargı   En başta da ifade ettiğim gibi, bu makale düzeltmeyle ilgili altıncı makale.  En sonunda kısa bir genel değerlendirme yapmam gerekirse şunları söyleyebilirim. 

Yargı organlarının, vergi hatalarının düzeltilmesiyle ilgili son yaklaşımını ilke olarak olumlu  buluyorum. Farklı görüşlerin olduğu her durumda düzeltme talebinin reddedilmesinin düzeltme  müessesesinin fiilen uygulanamamasına yol açacağını düşünüyorum.  

İdarenin, tebliğ veya özelgelerle kabul ettiği durumlarda bile konu yoruma açık diyerek düzeltme ve  şikâyet yoluyla düzeltme taleplerini reddetmesini anlamlı bulmuyorum. Açık bir hata varsa  düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Altı makalede özetlediğim yargı kararlarıyla sınırlı ifade etmek gerekirse, yargı organlarının konuya  bakışının çok farklı olduğunu söylemek mümkün. Yargı kararlarına bakılırsa, kabul/red ve onayla  biten süreç yok. Her kararda red, kabul, bozma, ısrar, onama gibi kararlar iç içe. Bu durumun yargı sürecini uzattığı ve yargı organlarının konuya bakışının anlaşılmasını zorlaştırdığı açık. Umarım  zamanla kararlar biraz daha homojen hale gelir ve mükellefler ve meslek mensupları için daha  öngörülebilir bir durum ortaya çıkar.

Etiketler