Dünya Gazetesi
Vergi hatalarının düzeltilmesiyle ilgili bu altıncı ve son makalem. Yazılabilecek daha çok yargı kararı var ama bu kadarı gelinen noktada yargı organlarının konuya bakış açısını görebilmek için yeterli diye düşünüyorum.
Bugünün kararı bir Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı.
Davanın konusu
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ihale edilen “… Resmi Ortaöğretim Okullarında Öğrenim Gören Öğrencilere Dağıtılacak Ders Kitapları" satın alınması işi uhdesinde kalan davacı tarafından, ihale kararı ve ihale üzerine düzenlenen kağıtlardan doğan ve ödenen damga vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikâyet yoluyla düzeltme başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ile ödenen verginin iadesi istemiyle dava açılmış.
Vergi Mahkemesi kararı: Uyuşmazlığın çözümünün, ihale edilen işin, Damga Vergisi Kanunu'nun ek 2. maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine bağlı bulunduğu, bunun da ilgili düzenlemelerin yorumlanmasını gerekli kıldığı gerekçesiyle, vergi hatası olmadığı ve bu konudaki iddianın da vergilendirme işlemine karşı süresi içinde açılacak davada incelenebileceği sonucuna ulaşılmış ve dava reddedilmiş.
Bölge İdare Mahkemesi kararı: Davacının istinaf istemini inceleyen Bölge İdare Mahkemesi, istinaf istemine konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istemi reddetmiş.
Danıştay Dokuzuncu Dairesi kararı: Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi;
sonucuna varmış, davanın reddine karar veren Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuş. (Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 22/12/2020 tarih ve E:2017/2698, K:2020/6096 sayılı kararı.)
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararı: Bölge İdare Mahkemesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiş.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı: Temyiz isteminin inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu;
belirtilerek, olayda, Vergi Usul Kanunu’nun 118. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "mevzuda hata" olarak değerlendirilebilecek vergilendirme hatasının bulunduğu sonucuna varmış, aksi yöndeki gerekçeyle verilen ısrar kararını hukuka uygun bulmamış, bu nedenle davacının temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuş.
Sonuç: Vergi Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi talebi yorum yapmayı gerektiren bir konu olarak görmüş ve düzeltme konusu olmadığına karar vermiş. Danıştay Dokuzuncu Dairesi ve Vergi Dava Daireleri Kurulu ise anladığım kadarıyla, dava konusu kâğıdın açıkça damga vergisinden müstesna olduğu gerekçesiyle mevzuda hata olarak değerlendirmiş ve düzeltme talebini haklı bulmuş.
Değerlendirmem: Dava konusu kâğıdın damga vergisinden müstesna olup olmadığı bana çok açık gibi gelmiyor. Zaten Danıştay Dokuzuncu Dairesi ve Vergi Dava Daireleri Kurulu, Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesi çerçevesinde amaçsal yorum yaparak bir sonuca ulaşmış. Düzenleme açık olsaydı bu şekilde bir yorum yapmaya gerek olmazdı. Konu açık değil ve amaçsal bir yorum yaparak sonuca ulaşılıyorsa da düzeltme konusu olmaz diye düşünüyorum.
Bu arada, vergileme işlemi yasal süresinde dava konusu yapılsaydı, bu kararda ulaşılan sonuca katılırdım. Bence de somut olayda, düzenlenen kâğıt damga vergisinden müstesna. Ancak bu sonuca ben de Danıştay Dokuzuncu Dairesi ve Vergi Dava Daireleri Kurulu kararında olduğu gibi, Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde belirtilen şekilde yorum yaparak ulaşıyorum.
Altı makalede özetlediğim yargı kararlarıyla sınırlı ifade etmek gerekirse, yargı organlarının konuya bakışının çok farklı olduğunu söylemek mümkün. Yargı kararlarına bakılırsa, kabul/red ve onayla biten süreç yok. Her kararda red, kabul, bozma, ısrar, onama gibi kararlar iç içe. Bu durumun yargı En başta da ifade ettiğim gibi, bu makale düzeltmeyle ilgili altıncı makale. En sonunda kısa bir genel değerlendirme yapmam gerekirse şunları söyleyebilirim.
Yargı organlarının, vergi hatalarının düzeltilmesiyle ilgili son yaklaşımını ilke olarak olumlu buluyorum. Farklı görüşlerin olduğu her durumda düzeltme talebinin reddedilmesinin düzeltme müessesesinin fiilen uygulanamamasına yol açacağını düşünüyorum.
İdarenin, tebliğ veya özelgelerle kabul ettiği durumlarda bile konu yoruma açık diyerek düzeltme ve şikâyet yoluyla düzeltme taleplerini reddetmesini anlamlı bulmuyorum. Açık bir hata varsa düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Altı makalede özetlediğim yargı kararlarıyla sınırlı ifade etmek gerekirse, yargı organlarının konuya bakışının çok farklı olduğunu söylemek mümkün. Yargı kararlarına bakılırsa, kabul/red ve onayla biten süreç yok. Her kararda red, kabul, bozma, ısrar, onama gibi kararlar iç içe. Bu durumun yargı sürecini uzattığı ve yargı organlarının konuya bakışının anlaşılmasını zorlaştırdığı açık. Umarım zamanla kararlar biraz daha homojen hale gelir ve mükellefler ve meslek mensupları için daha öngörülebilir bir durum ortaya çıkar.