Yapay zekâdan gerçek değer yaratmak istiyorsanız, odağınızı büyümeye çevirin

PwC Yapay Zekâ Performans Araştırması

A man and a woman in front of a solar power plant
  • İçgörü - Görüş
  • 30 dakikalık okuma
  • 20 Haziran 2026


Öne çıkan sonuçlar

  • Araştırmamıza göre yapay zekâya en hazır şirketler, diğerlerine kıyasla yapay zekâdan elde ettikleri gelir ve verimlilik kazanımlarında 7,2 kat daha yüksek performans gösteriyor.
  • Şirketler; strateji, yatırım, veri ve teknoloji, iş gücü, yönetişim ve inovasyon gibi alanlarda yapay zekâ temellerini güçlendirdikçe, kullanım arttıkça performans kazanımı da belirgin şekilde yükseliyor.
  • Öncü şirketler yapay zekâyı bir verimlilik aracı olarak değil, bir yeniden yapılanma (reinvention) motoru olarak görüyor; iş modellerini yeniden tasarlamak ve sektörlerin kesişiminde ortaya çıkan büyüme fırsatlarını değerlendirmek için kullanıyor.

New York’tan Singapur’a kadar uzanan toplantı odalarında aynı sahne tekrar ediyor. Ekrana düzenli bir tablo yansıyor: burada chatbot’lar, şurada co-pilot uygulamaları… Herkes başını sallıyor. Ardından sorular geliyor: Hangileri gelir yaratıyor? Hangileri maliyetleri düşürüyor? Kaç karar daha iyi, daha hızlı ve daha güvenli alındı?

Çoğu zaman gelen sessizlik, rahatsız edici bir gerçeği ortaya koyuyor: birçok şirket için tüm bu yapay zekâ faaliyetleri ölçülebilir bir geri dönüş üretmiyor. Araştırmamıza göre yaratılan değerin büyük bölümü sınırlı bir grupta toplanıyor: İncelediğimiz 1.217 şirketin yalnızca %20’si, yapay zekâdan elde edilen toplam getirinin %74’ünü elde ediyor.

Peki bu şirketleri diğerlerinden ayıran ne? Biz buna “AI fitness” diyoruz: yapay zekâyı gerçekten önemli olan alanlara yönlendirebilmek, amaca uygun sağlam temeller kurmak ve yapay zekâyı şirket geneline entegre etmek.

Bu yazı, yapay zekâ projelerini saymak yerine somut gelir artışı ve maliyet avantajı yaratmak isteyen iş liderleri için hazırlandı. Yüksek sonuçlar elde eden şirketlerin nasıl “AI fit” hâline geldiğini ve bunu mümkün kılan uygulamaları ele alıyor. Üstelik bu yaklaşımlar yalnızca öncü şirketlere özgü değil; doğru adımlarla her kurumun erişebileceği seviyede.

7,2 kat performans avantajı

Bazı şirketlerin neden somut sonuçlar elde ederken çoğunun hâlâ beklenen geri dönüşü yakalayamadığını anlamak için, dünya genelinde 25 farklı sektörden 1.217 şirketi karşılaştırmalı olarak analiz ettik. Bu analizde, şirketlerin yapay zekâ kaynaklı finansal performansını—yani AI’dan elde edilen gelir ve verimlilik artışlarını—esas aldık ve her bir şirketi kendi sektörünün medyanına göre normalize ederek kıyaslanabilir hâle getirdik.

7,2 kat

Yapay zekâya en hazır şirketlerin, diğerlerine kıyasla elde ettiği gelir ve verimlilik artışı

Neden önemli?

AI-fit olmak, yapay zekâ yatırımlarından somut getiri elde etmenin yol haritasını sunar.

Sonraki adımınız

Şirketinizin dokuz AI fitness faktöründeki performansını değerlendirerek mevcut seviyenizi net bir şekilde ortaya koyun.

Bu şirketlerdeki üst düzey yöneticilere, yapay zekâ yönetimi ve yatırımına ilişkin 60 farklı alandaki uygulamalara ne ölçüde dahil olduklarını da sorduk ve bu alanların yapay zekâ kaynaklı finansal performans üzerindeki etkisini analiz ettik.

Bu uygulamaları; şirketlerin yapay zekâyı nasıl kullandığını ve yapay zekânın güvenilir ve ölçeklenebilir olmasını sağlayan temel yetkinlikleri (örneğin strateji ve yönetişim) kapsayan dokuz başlık altında topladık. Bu dokuz başlık, AI fitness endeksimizin temel bileşenlerini oluşturuyor.

Araştırmanın çok açık bir çarpıcı sonucu var: Yapay zekâya en hazır şirketler, diğer katılımcılara kıyasla yapay zekâ kaynaklı finansal performansta 7,2 kat daha yüksek sonuç elde ediyor.

Bu farkın arkasında ne var? Yüksek AI fitness seviyesi, finansal sonuçları doğrudan etkileyen birçok ara performans göstergesini yukarı çekiyor. Örneğin en güçlü yapay zekâ performansına sahip şirketler (bizim tanımımızla “AI liderleri”), diğerlerine kıyasla; yeni ürün ve hizmetleri pazara sunma hızlarını artırdıklarını, iş ve operasyon modellerini dönüştürdüklerini, karar alma kalitesini yükselttiklerini ve müşteri deneyimi ile güvenini geliştirdiklerini daha sık ifade ediyor. Yani aslında birçok yöneticinin zaten iyileştirmeye odaklandığı başlıklarda belirgin bir fark yaratıyorlar.

Büyük bir teknoloji sağlayıcısı, müşteri deneyimini iyileştiriyor

Eyleme dönüşen fikir

Milyonlarca müşteriye hizmet veren büyük bir teknoloji şirketi, kesintisiz ve kişiselleştirilmiş hizmet beklentilerinin hızla arttığı bir ortamda zorlanıyordu. Ancak büyük ölçüde manuel ilerleyen müşteri etkileşimi modeli bu beklentilere cevap veremiyordu. Şirket yönetimi, maliyetleri kontrol altında tutarken müşteri deneyimini iyileştirmenin yollarını arıyordu.

PwC, öngörüye dayalı niyet modelleme, adaptif diyalog ve gerçek zamanlı analitiği bir araya getiren, insan ve yapay zekâ destekli ajanları birlikte çalıştıran AI tabanlı çok kanallı bir iletişim merkezi tasarlayıp devreye aldı. Merkezi bir AI ajan yönetim platformu sayesinde farklı kanallar arasında koordinasyon sağlandı, ölçeklenebilirlik artırıldı ve yönetişim güçlendirildi. Ayrıca çalışanların bu yeni yapıyı etkin kullanabilmesi için Responsible AI yaklaşımı, yetkinlik geliştirme programları ve insan–yapay zekâ iş birliğine dayalı yeni çalışma modelleri hayata geçirildi.

Elde edilen sonuçlar hızlı ve ölçülebilir oldu: müşterilerin taleplerinin çözülmesi için telefonda geçirdiği süre %25 azaldı, çağrı transferleri %60’a kadar düştü; yani sorunların daha büyük bir kısmı ilk temas noktasında çözüldü. Müşteri deneyimi de belirgin şekilde iyileşti; şirketin Net Tavsiye Skoru (NPS) %7, müşteri memnuniyeti ise %10 arttı.

2 kat

Yapay zekâ kullanımını güçlü temellerle destekleyen şirketlerde, AI kaynaklı performans artışı

Neden önemli?

Kullanım senaryolarını tekrarlanabilir ve güvenilir şekilde hayata geçirecek altyapı olmadan ilerlemek, daha düşük ROI ile sonuçlanır.

Sonraki adımınız

Yapay zekâ kullanımını genişletmeden önce, tekrarlanabilirliği en çok zorlayan bir veya iki temel yetkinliği belirleyin ve en yüksek değer yaratacak alanlar için önce bu engelleri ortadan kaldırın.

Yapay zekâ ile öne çıkan şirketler sadece “daha fazla AI kullananlar” değil. AI’ı güvenilir ve ölçeklenebilir kılan yetkinlikleri inşa ediyor, ardından bu ölçeği en yüksek finansal etkiyi yaratacak alanlarda devreye alıyorlar.

Yapay zekâyı büyüme ve yeniden yapılanma (reinvention) için konumlandırın

Birçok şirket yapay zekâyı, mevcut işlerini daha verimli yapmak için kullanıyor. Örneğin sigorta şirketlerinde hasar süreçleri hızla işleniyor; yazılım firmalarında geliştiriciler kodun önemli bir kısmını AI ile üretiyor. İncelediğimiz AI liderleri de verimlilik kazanımı sağlıyor. Ama bununla yetinmiyorlar.

Bu şirketler yapay zekâyı, üst gelirleri büyüten bir reinvention motoru olarak görüyor; yeni ürün ve hizmetler geliştirmek, iş modellerini yeniden tasarlamak ve potansiyeli yüksek yeni pazarlara açılmak için kullanıyor.

2,6 kat

Araştırmamız gösteriyor ki, önde gelen şirketlerin iş modelini yeniden kurgulama becerisinin yapay zekâ sayesinde geliştiğini söyleme olasılığı, diğerlerine göre 2,6 kat daha yüksek.

Neden önemli?

En yüksek getiriler, yapay zekâ sadece işleri hızlandırdığında değil; ne sattığınızı ve nasıl değer yarattığınızı değiştirdiğinde ortaya çıkıyor.

Sonraki adımınız

Bu yıl yapay zekânın açabileceği iki büyüme fırsatını belirleyin ve her biri için “başarılı oldu” diyebilmek adına hangi somut göstergeleri takip edeceğinizi netleştirin.

AI liderlerinde yapay zekânın kullanım alanı, incelediğimiz tüm iş reinvention başlıklarına yayılıyor. Bu süreç fırsat arayışıyla başlıyor. Araştırmamıza göre, önde gelen şirketler ortaya çıkan yeni değer alanlarını tespit etmek için yapay zekâyı kullanma konusunda diğerlerine kıyasla 1,8 kat daha olası. Özellikle müşteri ihtiyaçları etrafında şekillenen ve farklı sektörlerden ürün ve hizmetlerin yenilikçi biçimde bir araya gelmesini gerektiren değer alanlarına odaklanıyorlar. Sektörler bu ihtiyaçları karşılamak üzere yakınlaştıkça, iş modelini yeniden kurgulayan şirketlerin elde ettiği kazanç da artıyor. 

Nitekim sektör yakınsamasından doğan büyüme fırsatlarını yakalama becerisi, araştırmamızda yapay zekâ kaynaklı finansal performansı en güçlü şekilde etkileyen AI fitness faktörü olarak öne çıkıyor. AI liderleri; diğer şirketlere kıyasla yapay zekâyı farklı sektörlerdeki şirketlerle iş birliği yapmak, iş ekosistemleri içinde değer yaratmak ve kendi sektörlerinin ötesinde rekabet etmek için 2 ila 3 kat daha fazla kullanıyor. 

Örneğin otomotiv şirketleri ile sağlık hizmeti sağlayıcılarının birlikte çalıştığını düşünün: araçlara yerleştirilen ileri teknoloji sensörler sürücünün sağlık verilerini izliyor, bu veriler yapay zekâ sistemlerine aktarılıyor ve kişiye özel önleyici sağlık programları tasarlanıyor. 

İncelediğimiz öncü şirketler, yapay zekâ destekli büyüme ajandalarını disiplinli bir yönetim yaklaşımıyla güçlendiriyor. Stratejik kararlarını erken aşamada netleştiriyor, ardından bu kararları sahiplik ve ölçüm mekanizmalarıyla hayata geçiriyorlar.

Diğer şirketlere kıyasla; kısa ve uzun vadeyi kapsayan önceliklendirilmiş bir AI yol haritasına sahip olma, AI vizyonunu iş hedefleriyle hizalama, iş etkisini sistematik şekilde izleme ve üst düzey yöneticileri AI sonuçlarından doğrudan sorumlu tutma konusunda daha ileri seviyedeler.

%80

Öncü şirketler, AI girişimlerinin iş etkisini sistematik olarak takip etme konusunda diğerlerine kıyasla %80 daha yüksek olasılığa sahip.

Neden önemli?

Sonuçları ölçmeden, yapay zekâ yatırımlarının gerçekten değer üretip üretmediğini bilmenin bir yolu yok.

Sonraki adımınız

Aylık bir “ölçekle ya da durdur” değerlendirme mekanizması kurun. Tanımlı bir iş metriğinde somut ilerleme göstermeyen projelere ek kaynak ayırmayın.

Sonraki adımınız: Maliyet odağından nakit yaratmaya geçin. “Sektör yakınsamasından doğan büyüme”yi ayrı bir AI portföyü olarak ele alın ve üst düzey sahiplik atayın. Değerin nereye kaydığını görmek için yapay zekâyı kullanın; ardından bu içgörüyü somut kararlara dönüştürün: önceliklendirilmiş bir yol haritası, net sorumlular ve zorlayıcı etki metrikleri.

John Deere, zekâ katmanını ekleyerek işini yeniden tasarladı

Fikirden Uygulamaya:

Çiftçiler için artan girdi maliyetleri ve sürdürülebilirlik baskıları; kimyasal kullanımının azaltılması, verimin artırılması ve kaynakların daha iyi yönetilmesi gibi sonuçları daha kritik hâle getiriyor. John Deere açısından bu değişim, yapay zekâyı daha gelişmiş makinelerle buluşturarak yeni değer yaratma fırsatı anlamına geliyor. Bu doğrultuda şirket, başlangıç maliyetlerini düşüren ve sonuç odaklı, tekrarlayan gelir modeli sunan bir çözüm ve hizmet yaklaşımını önceliklendirdi.

John Deere, yapay zekâ destekli “algıla ve uygula” mantığıyla çalışan See & Spray sistemini uygulamaya başladı. Bu hassas ilaçlama çözümü; makineye entegre kameralar ve yerleşik işlem gücü sayesinde yabani otları tespit ediyor ve yalnızca ihtiyaç duyulan noktalara ilaç püskürtüyor. Şirket bu teknolojiyi, müşterilerin doğrulanmış sonuçlara göre ödeme yaptığı hizmet benzeri bir ticari modelle sundu.

2024 ekim sezonunda See & Spray, 1 milyondan fazla dönüm arazide kullanıldı. Çiftçiler için yaklaşık 8 milyon galon ilaç karışımı tasarrufu sağlandı; mısır, soya ve pamuk tarlalarında ortalama %59 oranında kimyasal kullanım azalttı. Bu model, sadece maliyet ve sürdürülebilirlik avantajı yaratmakla kalmıyor; John Deere’ın tek seferlik donanım satışının ötesine geçerek ölçeklenebilir hizmet gelirlerinden daha fazla pay almasını da mümkün kılıyor.

Amaca yönelik yapay zekâ temelleri oluşturun

Yapay zekâyı yeniden yapılanmaya (reinvention) ve sektör yakınsamasından doğan fırsatlara yönlendirmek işin kolay kısmı. Zor olan, bu sonuçları tutarlı ve tekrar edilebilir şekilde üretebilmek. Bu yüzden asıl farkı yaratan unsur, iddia değil; doğru kurgulanmış altı temel yetkinlik.

AI liderleri bu temelleri soyut bir modernizasyon gündemi olarak ele almıyor. Büyüme ve yüksek değer yaratan iş hedeflerine odaklanan yapay zekâ kullanımını, ölçülebilir ve ölçeklenebilir sonuçlara dönüştürmek için gerçekten ihtiyaç duyulan altyapıyı kuruyorlar. 

Bu temeller, yapay zekânın ekonomisini değiştiriyor. Sürtünmeyi, tekrar işi ve “tek seferlik” çözümleri azaltıyor; böylece her yeni uygulama daha hızlı, daha düşük maliyetli ve daha güvenilir şekilde hayata geçiriliyor.

Daha önce de değindiğimiz gibi bu durum, bir tür “dönüşüm oranı” etkisi yaratıyor: düşük performans gösteren bir şirket doğru uygulamaları devreye aldığında, ortalama olarak her yeni yapay zekâ kullanım senaryosundan elde ettiği değeri iki katına çıkarabiliyor.

Araştırmamız, aşağıda yer alan beş uygulamanın en yüksek performans artışını sağladığını gösteriyor.

AI portföyünü bir yatırımcı gibi fonlayın ve esnek yönetin

Araştırmamızdaki öncü şirketler, diğerlerine kıyasla yapay zekâya anlamlı ölçüde daha fazla yatırım yapıyor; gelirlerinin yaklaşık 2,5 katı oranında. Yazılım, bankacılık ile medya ve eğlence sektörlerindeki liderler ise yıllık gelirlerinin yaklaşık %5’ini AI’a ayırarak en yüksek yatırım seviyesini raporluyor.

Ancak yüksek yatırım tek başına yeterli değil. Bu şirketler aynı zamanda yatırımlarını iş ihtiyaçlarıyla sürekli uyumlu tutmaya odaklanıyor. Araştırmamıza göre, değişen iş önceliklerine paralel olarak finansal ve insan kaynağını yüksek değerli AI projelerine yeniden yönlendirme konusunda diğer şirketlere kıyasla 1,3 kat daha olasılar.

Bu yaklaşım, dinamik kaynak tahsisinin daha güçlü finansal sonuçlarla ilişkilendirildiğini gösteren geniş bir araştırma birikimiyle de örtüşüyor.

1,5 kat

AI liderleri, iş birimlerinde atanmış sorumlular aracılığıyla yapay zekâ inovasyonu için özel altyapı ve destek sağlama konusunda diğerlerine kıyasla 1,5 kat daha olası.

Neden önemli?

Yapay zekâ “herkesin yan işi” olduğunda ilerleme durur. Özel altyapı ve net sorumluluk, denemeleri tekrarlanabilir çıktılara dönüştürür.

Sonraki adımınız

Öncelikli her AI inisiyatifi için karar yetkisine sahip bir iş sahibi belirleyin ve net başarı metrikleri tanımlayın. Bu sahipliği, deneme ve uygulamayı destekleyecek özel bir platformla birlikte kurgulayın.

Yapay zekâ destekli inovasyonu teşvik edin

Finansman yakıtsa, inovasyon motorudur. AI liderleri, hızlı ve sürekli denemeyi mümkün kılan ortamı kurar. Diğer şirketlere kıyasla 1,5 kat daha fazla; geliştiricilerin yeni AI çözümlerini güvenle test edebileceği, kurumsal sistemlerden izole “sandbox” ortamları gibi özel altyapılar sağlarlar. Ayrıca iş birimleri içinde AI projelerini yönlendiren inovasyon sorumluları atama konusunda da daha ileridedirler. Bu kombinasyon, pilot projelerin hızlı ve güvenli şekilde başlatılmasını kolaylaştırır.

Bununla birlikte, AI liderleri inovasyon çalışmalarını düzenli ve yapılandırılmış biçimde gözden geçirir; hangi projelerin önceliklendirileceğine, ölçekleneceğine ya da sonlandırılacağına sistematik olarak karar verir. Sonuçta, değere dönüşen AI çözümlerini istikrarlı biçimde üreten bir deneme portföyü ortaya çıkar.

Benimsenmeyi artırmak için çalışan güvenini inşa edin

Yapay zekâdan değer ancak insanlar onu kullandığında ortaya çıkar. Bu yüzden çalışanların teknolojiye duyduğu güven, bir “değişim yönetimi” kaleminin çok ötesindedir. Güven eksikliği, doğrudan bir darboğaz yaratır: düşük güven → düşük kullanım → düşük etki.

Liderler, benimsenmeyi mümkün kılan koşulları oluşturur. Yapay zekâda öne çıkan şirketlerde çalışanların, AI çıktılarının güvenilir olduğuna inanıp günlük işlerinde buna göre hareket etme olasılığı 2,1 kat daha yüksektir.

Güven genellikle tek bir programla değil, aşağıdaki unsurlardan oluşan bir sistemle inşa edilir:

  • Katılım
    AI liderlerinde iş, veri ve yapay zekâ ekiplerinin birlikte çözüm geliştirmesi daha yaygındır. Bu çapraz iş birliği, iş ihtiyaçları ile çözüm tasarımı arasında güçlü bir uyum sağlar ve benimsenmeyi zorlaştıran “geliştirici → kullanıcı” kopukluklarını ortadan kaldırır. Ayrıca çalışanlara AI ile denemeler yapmaları için net teşvikler sunulur; bu da ölçeklenebilir fikirlerin ortaya çıkmasını destekler.
  • Yetkinlik geliştirme
    Etkili upskilling, çalışanlara yapay zekâyı günlük iş akışlarında nasıl kullanacaklarını öğretir. Öncü şirketler, rol bazlı ve sürekli AI öğrenme fırsatları sunma konusunda daha ileridedir. Üst düzey yöneticiler de eğitimlere katılarak ve işlerinde AI kullanarak örnek olur.
  • Güvenlik 
    AI liderleri, sınırları ve kuralları netleştirerek güveni pekiştirir. Yapay zekânın ne yapabileceği, hangi durumların üst seviyeye taşınması gerektiği ve sorumluluğun kimde olduğu açık olduğunda, çalışanlar AI’ı daha güvenle kullanır. Bu şirketlerde ayrıca rol bazlı veri ve AI erişim kontrolleri ile güncel ve güçlü güvenlik önlemleri bulunur.

Yönetişimi güveni güçlendirmek ve ivme kazandırmak için kullanın

Öncü şirketler yönetişimi ciddiye alır, ancak bunu süreçleri yavaşlatacak şekilde değil, aksine hızlandıracak biçimde uygular. Bir yönetişim kurulu Responsible AI politikalarını belirler; ekipler ise bu çerçeveyi günlük işlerine standart geliştirme şablonları, hızlı kontrol noktaları ve düzenli izleme mekanizmalarıyla entegre eder.

Bu yaklaşım, rutin kullanım senaryolarının hızlı ilerlemesini sağlar. Ekipler, yalnızca en yüksek risk içeren durumlarda kurula başvurarak inceleme talep eder. 

Wyndham, güvenilir yapay zeka asistanlarını yaygınlaştırıyor

Fikirden Uygulamaya:

Küresel bir otel zinciri olan Wyndham için farklılaşan bir seyahat deneyimi sunmak; otel sahiplerine, marka standartlarını doğru uygulayabilmeleri için güvenilir ve zamanında destek sağlamak anlamına geliyor. Aynı zamanda bölgesel ihtiyaçlara göre esneklik de gerekiyor. Ancak marka standartlarında değişiklik yapma süreci ortalama 30 gün süren manuel bir iş yükü gerektiriyordu. Şirket yönetimi bu süreci iyileştirmek istedi ve çalışanların güvenle benimseyebileceği bir çözüm için Responsible AI yaklaşımını stratejinin merkezine aldı.

PwC, Wyndham için insan gözetimini merkeze alan “agentic” iş akışları tasarlayarak güvenilir yapay zekâyı devreye aldı. Otomatik yönlendirmeler, birlikte içerik üretimi (co-authoring) ve gerçek zamanlı izleme sayesinde ekipler, AI ajanlarını yönlendirebildi ve denetleyebildi. Ayrıca program, Sorumlu yapay zekâ (Responsible AI) çerçevesi ve sürekli yetkinlik geliştirme adımlarıyla ölçeklenebilir şekilde kurgulandı; böylece güven ve benimsenme desteklendi.

AI ajanları, marka standartlarını konsolide etti, değişiklik taleplerine yönelik iş akışlarını sadeleştirdi ve franchise’lar için merkezi, kullanıcı dostu bir erişim yapısı oluşturdu. Wyndham, hızdan ödün vermeden tutarlılık sağladı: marka standartlarına ilişkin değişikliklerin inceleme süresi %94 azaldı (AI destekli incelemeler 20 kat daha hızlı gerçekleşti). Bu sayede her inceleme için 40–80 saat tasarruf sağlandı ve şirket, güvenilir AI çözümlerini operasyonlarının geneline yaymak için güçlü bir zemin oluşturdu.

Yapay zekâda öne çıkan şirketlerde bu “mekanizma” daha sık kurulmuş durumda: uçtan uca—kullanım senaryosu seçiminden uygulama izlemeye kadar—geçerli, dokümante edilmiş bir sorumlu yapay zekâ çerçevesine sahip olma olasılıkları 1,7 kat daha yüksek. Ayrıca, fonksiyonlar arası bir AI yönetişim kurulu oluşturma konusunda da 1,5 kat daha ilerideler.

Teknoloji ve veri tarafındaki pürüzleri giderin

Deneyimlerimiz, yapay zekâyı ölçeklemenin önündeki en büyük engellerden bazılarının veri kalitesi ve erişimi, teknoloji entegrasyonu ve aynı bileşenlerin (örneğin veri hatları ve entegrasyon katmanları) tekrar tekrar kurulmasının yarattığı gizli maliyetler olduğunu gösteriyor. AI liderleri, kritik kullanım senaryoları için bu darboğazları ortadan kaldırmaya odaklanıyor.

Bu şirketler, ekiplerin her seferinde yeniden geliştirmek yerine hazır olarak kullanabileceği, merkezi şekilde kataloglanmış yeniden kullanılabilir AI bileşenleri oluşturma konusunda 2,4 kat daha olası. Aynı zamanda, önceliklendirilmiş AI uygulamaları için gerekli yüksek kaliteli veriyi sağlama konusunda da 1,7 kat daha ileri seviyedeler.

Southwest Airlines, GenAI kullanarak legacy kodu modernizasyona hazır gereksinimlere dönüştürüyor

Fikirden Uygulamaya:

Southwest Airlines’ın ekip katılım ve izin yönetimi uygulaması, sınırlı dokümantasyona sahip ve büyük ölçüde örtük bilgiye dayanan eski bir teknoloji altyapısı üzerinde çalışıyordu. Şirket yönetimi, modernizasyonun zaman, maliyet ve risklerini kontrol altında tutarken sistemi daha kolay yönetilebilir ve güncellenebilir hâle getirmenin yollarını arıyordu.

Southwest, PwC ile birlikte GenAI ve ileri yazılım mühendisliği tekniklerini kullanarak uygulamanın kaynak kodunu tersine mühendislik yoluyla analiz etti; bu sayede güncellenmiş sistem için açık fonksiyonel gereksinimler ve önceliklendirilmiş bir modernizasyon backlog’u oluşturdu.

Ardından Southwest’in konu uzmanları, atölye çalışmaları aracılığıyla bu çıktıları doğrulayıp geliştirdi. Böylece daha yüksek güvenle ilerlenebilecek detaylı bir uygulama planı ortaya kondu ve gelecekteki modernizasyon çalışmaları için tekrarlanabilir bir yaklaşım oluşturuldu.

GenAI, backlog oluşturma süresini %50 kısalttı—10 haftadan 5 haftaya—ve planlama ile tasarım aşamalarında mühendislik, teknoloji ve iş ekipleri genelinde 200 saatten fazla zaman tasarrufu sağladı. Çalışma kapsamında 600’ün üzerinde gereksinim üretildi; bunların %90’ı yüksek kaliteli olarak kabul edildi. Bu da geliştirme başlamadan önce modernizasyon sürecine ilişkin riskleri önemli ölçüde azalttı.

Sonraki adımınız: Geniş ve ucu açık bir dönüşüm yaklaşımında kaybolmak yerine, yalnızca AI stratejinizin gerçekten gerektirdiği altyapıyı kurun. Bu; temelleri sınırlı sayıda öncelikli sonuca bağlamak, kazananları ölçeklemek için portföyü buna göre fonlamak, yalnızca gerekli veri ve platformları modernize etmek ve hedefe yönelik yetkinlik geliştirme ile yönetişim mekanizmaları oluşturmak anlamına gelir.

Bu yaklaşım hem geride kalanlar hem de önde olanlar için geçerlidir. Çünkü yüksek performans gösteren şirketler bile tüm iyi uygulamaları hayata geçirmiş değil; hâlâ değer yaratma potansiyelinin bir kısmını kullanamıyor. Örneğin AI liderleri, inisiyatifleri sonlandırma konusunda daha disiplinli olsa da yalnızca %28’i AI portföyünü “büyük ölçüde” veya “çok büyük ölçüde” gözden geçirerek projeleri sonlandırdığını ifade ediyor.  

Önde gelen bir sağlık şirketi, veriyi aksiyona dönüştürülebilir içgörüye ve gelir potansiyeline dönüştürdü

Fikirden Uygulamaya:

Sektörünün önde gelen sağlık kuruluşlarından biri, onkoloji verilerinin daha iyi bakım sunmak ve araştırmaları hızlandırmak için önemli bir potansiyel taşıdığını biliyordu. Ancak bu verilerin büyük bölümü silo hâlindeki sistemlerde ve yapılandırılmamış notlarda dağınık durumdaydı. Şirket bazı platformlarını modernize etmiş olsa da patoloji, biyobelirteçler, tedavi geçmişi ve sosyal belirleyiciler gibi kritik bilgiler hâlâ ayrıydı. Yönetim, bu veriyi bir araya getirerek zamanında analiz yapılmasını sağlamak ve doktorların tedaviyi kişiselleştirmesine ya da hastaları uygun klinik çalışmalara yönlendirmesine imkân tanımak istedi.

PwC ve Google Cloud ile birlikte kurum, verinin nasıl toplandığını, temizlendiğini, düzenlendiğini ve aranabilir hâle getirildiğini uçtan uca sadeleştiren, ölçeklenebilir ve AI’a hazır bir onkoloji veri altyapısı kurdu. Bu yapı; hasta kayıtları, talepler (claims), üçüncü taraf kaynaklar ve klinik notlar dahil olmak üzere farklı veri kaynaklarını kapsadı.

Yapay zekâ, yapılandırılmamış veriyi kullanılabilir formata dönüştürürken; Google Cloud araçları, sahadaki klinik ve araştırma süreçlerine entegre gerçek zamanlı içgörüler sundu. Aynı zamanda veri kalitesine yönelik gömülü izleme mekanizmalarıyla güven tesis edildi.

Program, yaklaşık 2.000 veri tablosunu gerçek hayattaki kararları destekleyecek şekilde yeniden kullanılabilir varlıklara dönüştürdü; örneğin bir hastanın daha uygun maliyetli ama aynı derecede etkili tedavi seçeneklerinden fayda sağlayabileceğini belirlemek gibi.

Bakım ekipleri artık analitik içgörülere %50 daha hızlı erişebiliyor; bu da hastaların klinik çalışmalara daha hızlı eşleştirilmesini, tedavi seçeneklerinin bakım anında karşılaştırılmasını ve risklerin daha erken tespit edilmesini mümkün kılıyor. 

Gizlilik korumalı bu içgörüler ayrıca, araştırmaların hızlanması ve yaşam bilimleri alanındaki iş birlikleri sayesinde 50 milyon ABD dolarının üzerinde yeni değer potansiyeli yarattı.

Yapay zekâyı kurumunuzun genelinde kullanın

Yöneticiler, yapay zekâ ile ulaşmak istedikleri iş hedeflerini—büyüme, yeniden yapılanma (reinvention), verimlilik ya da bunların bir birleşimi—belirledikten sonra, AI çözümlerinin değer yaratabileceği tüm alanlarda kullanılmasını sağlar. Yapay zekâyı kurumun geneline yerleştirmek üç boyutta ilerler: AI’ı işin farklı alanlarına yaygın şekilde uygulamak; temel iş akışları ve sistemlere entegre ederek işlerin yürütülmesini güçlendirmek; ve kullanımını daha ileri seviyeye taşıyarak destekten otomasyona geçmek.

Yaygınlaştırın

Araştırmamız, çoğu şirketin hâlâ yapay zekâyı sınırlı alanlarda, birkaç fonksiyona dağılmış kullanım senaryoları şeklinde kullandığını gösteriyor. Öncü şirketler ise kanıtlanmış kullanım senaryolarını ekipler, bölgeler, fonksiyonlar, değer zinciri adımları ve ürünler genelinde ölçekliyor; böylece değer tek bir noktada sıkışıp kalmıyor.

Örneğin bir sigorta şirketi, finans fonksiyonunda fatura işleme süresini kısaltmak için AI’ın işe yaradığını kanıtladıysa, aynı doküman işleme ve iş akışı modelini hukukta sözleşme incelemesini ve operasyonlarda hasar süreçlerini otomatikleştirmek için yeniden kullanabiliyor.

Araştırmamıza göre AI liderleri, yapay zekâyı kurumsal stratejiden tedarik zinciri operasyonlarına, ön ve arka ofise kadar değer zincirinin farklı noktalarında kullanma konusunda diğer şirketlere kıyasla yaklaşık iki kat daha olası.

2 kat

AI liderleri şirketlerin, yapay zekâyı değer zincirinin ana alanlarına yaygın şekilde ölçekleme veya entegre etme konusunda diğer şirketlere kıyasla 2 kat daha olası.

Neden önemli?

En yüksek performans kazanımları, yapay zekânın karar alma ve iş yürütme süreçlerinde tutarlı biçimde kullanılmasıyla ortaya çıkıyor. Bu etkinin sürdürülebilir olması ise süreçlerin, yapay zekânın yaratacağı değeri en üst düzeye çıkaracak şekilde yeniden tasarlanmasına bağlı.

Bir sonraki adımınız

Öncelikli bir iş süreci seçin ve süreci uçtan uca gözden geçirin. Yapay zekâyı yalnızca belirli bir adımı hızlandıran bir araç olarak değil; iş akışlarını, rol dağılımlarını ve süreç kapasitesini nasıl dönüştüreceğini dikkate alarak süreci yeniden tasarlayın.

Bazı sektörler, yapay zekâyı kurum geneline yayma konusunda diğerlerinden daha ileri. Medya ve eğlence şirketleri bu alanda üst sıralarda yer alıyor: %54’ü yön belirleme süreçlerinde (ör. strateji, planlama), %55’i talep yaratma alanlarında (ör. pazarlama, satış), %35’i destek hizmetlerinde (ör. finans, İK) ve %41’i talep karşılama süreçlerinde (ör. üretim, tedarik zinciri planlama) AI’ı süreçlere entegre etmiş durumda. 

Diğer sektörler ise değer zincirinin belirli alanlarında öne çıkıyor: yön belirlemede ilaç, yaşam bilimleri ve otomotiv; talep yaratmada teknoloji hizmetleri ile turizm ve konaklama; destek hizmetlerinde private equity; talep karşılama süreçlerinde ise sigorta sektörü. 

Yaygınlaştırın

Araştırmamızdaki en yüksek performanslı şirketler, yapay zekâyı mevcut iş akışlarının üzerine eklemekle yetinmiyor; doğrudan standart operasyon süreçlerinin içine entegre ediyor. Bu yaklaşım hem verimliliği hem de çıktı kalitesini artırmak için kritik. 

Örneğin müşteri destek süreçlerini yeniden tasarlayarak AI’ı doğrudan vaka yönetim sistemi içinde çalıştırmak mümkün: doğru müşteri bağlamını ve bilgi setini çekmek, yanıt taslakları oluşturmak ve yalnızca karmaşık vakaları uzmanlara yönlendirmek. Bu, ayrı bir chatbot kullanıp ardından yanıtları manuel olarak sisteme aktarmaya kıyasla çok daha etkili bir model sunar. 

Lucid, önce finansla başlıyor, ardından yapay zekâyı kurum geneline yayıyor

Fikirden Uygulamaya:

Otomotiv üreticisi Lucid, bir sonraki büyüme fazına hazırlanırken finans fonksiyonunun yalnızca sonuçları raporlayan bir yapıdan çıkıp bu sonuçları şekillendiren bir role evrilmesini hedefledi. Amaç; tahminleme, planlama ve karar destek süreçlerinin hızını ve kalitesini artırarak finansın kurum genelinde bir “akıl merkezi” işlevi görmesini sağlamaktı.

Lucid, PwC ile birlikte çalışarak operasyonel veriyi kullanıp AI modelleri ve ajan tabanlı araçlarla yapay zekâ desteği ile tahmin yürütme ve raporlama için hızla protip oluşturdu.

Lucid ve PwC uzmanlarından oluşan çapraz fonksiyonel ekipler, yapay zekâyı finans iş akışlarının içine entegre etti; tahmin yürütme, mutabakat, analitik ve izleme süreçlerini otomatikleştirdi. Aynı zamanda, kurum genelinde AI destekli karar mekanizmalarını ölçeklemek için tekrarlanabilir bir yol haritası oluşturuldu.

Lucid, uçtan uca tahmin yürütme döngü süresini haftalardan bir dakikanın altına indirdi. On hafta içinde ise 14 yapay zekâ destekli kullanım senaryosunu tasarlayıp ölçeklemeye başladı.

Bu çalışmalar artık finansın ötesine geçerek satın alma ve operasyon gibi alanlara yayılıyor. Örneğin, üst yönetimin karar alma süreçlerini hızlandıran, 1 milyar ABD dolarının üzerindeki sermaye yatırımlarına görünürlük sağlayan yapay zekâ destekli bir “yönetici asistanı” (executive concierge) çözümü kullanıma sunuldu.

“Otonom” seviyeye geçin

Test ettiğimiz tüm operasyonel performans göstergeleri içinde, kararların otomasyonu yapay zekâ kaynaklı performansla en güçlü ilişkilerden birini gösteriyor. Sebebi basit: AI, rutin ve yüksek hacimli kararların daha büyük bir kısmını güvenli şekilde üstlendiğinde, çevrim süreleri kısalıyor, işlem kapasitesi artıyor ve performans iyileşmeleri ortaya çıkıyor.

Araştırmamız, AI performansında öne çıkan şirketlerin daha gelişmiş kullanım seviyelerinde çalışmaya neredeyse iki kat daha yatkın olduğunu gösteriyor. Bu da yapay zekânın belirli sınırlar içinde birden fazla görevi yerine getirmesi, hatta otonom çalışıp kendini geliştirebilmesi anlamına geliyor.

AI liderleri şirketlerin, insan müdahalesi olmadan alınan karar sayısını artırma olasılığı diğerlerine göre 2,8 kat daha yüksek olması şaşırtıcı değil. Aynı zamanda bu şirketler, karar kalitesinde de çok daha güçlü iyileşmeler raporluyor. Bu da otomasyonun en iyi sonucu, hız artışıyla birlikte kalite de yükseldiğinde verdiğini gösteriyor.

Bu tablo, “makineler herkesin işini elinden alıyor” anlamına gelmiyor. Tam otonomi hâlâ istisna: AI liderlerinin yalnızca %15’i en ileri kullanım senaryolarının otonom ve kendi kendini geliştiren yapılar olduğunu söylüyor. Ayrıca AI liderlerinin %48’i yapay zekâ nedeniyle en az %5’lik bir istihdam azalması beklerken, %49’u çalışan sayısında sınırlı değişim ya da artış öngörüyor.

Daha da önemlisi, birçok durumda ilk değişim insanların ortadan kalkması değil, gecikmelerin ortadan kalkması oluyor: yapay zekâ, belirlenmiş sınırlar içinde tekrarlanabilir kararları üstlenirken; insanlar istisnalara, tercih gerektiren durumlara ve kararların stratejik hedeflere yönlendirilmesine odaklanıyor. 

Sonraki adımınız: Seçici şekilde ölçekleyin. Hedeflerinizle doğrudan bağlantılı birkaç öncelikli kullanım senaryosu belirleyin ve bunları endüstriyel ölçekte hayata geçirin. Bu; iş akışını uçtan uca yeniden tasarlayarak yapay zekâyı süreçlerin içine yerleştirmek ve ardından bu modeli ekipler, bölgeler, fonksiyonlar ve karar noktaları genelinde çoğaltmak anlamına gelir.

Otomatik karar alma oranını artırmak için pratik bir başlangıç: yüksek hacimli, tekrarlanabilir, ölçülebilir ve düşük ila orta riskli kararlarla başlayın (örneğin sınıflandırma, önceliklendirme ve yönlendirme). Açık sınırlar içinde otomasyon kurun, karar kalitesini ölçün ve yalnızca güvenilirlik ve güven eşikleri sağlandığında kapsamı genişletin.

Bir perakende devi, AI ajanlarını kurum geneline ölçekliyor

Fikirden Uygulamaya:

Yapay zekâ odaklı, çevik rakiplerin yarattığı baskı artarken, küresel bir perakende liderinin yöneticileri üretkenliği artırmak ve işi yeniden şekillendirmek için yapay zekâyı kurum genelinde ölçekli kullanmaları gerektiğini gördü. Bununla birlikte; hızlı hareket ederken riski yönetebilecek yeni çalışma biçimlerine, süreçlere ve bir işletim modeline de ihtiyaç vardı.

Şirket, PwC ile iş birliği yaparak AI ajanlarını prototip oluşturmak, kullanıma açmak ve yönetmek için merkezi bir AI merkezi kurdu. İlk dalgada, yazılım geliştirme süreçlerini uçtan uca destekleyen ajanlar devreye alındı. Sonraki aşamalarda ise müşteri hizmetleri ve insan yönetimi gibi fonksiyonlar da kapsama dahil edildi.

Buna paralel olarak şirket, insan–ajan iş birliğine uygun bir yapı kurmak için yetkinlik geliştirme programları başlattı, yeni roller tanımladı, doğrulama ve etik gözetim mekanizmalarıyla güven inşa etti ve ajan yaşam döngüsü yönetimini hayata geçirdi.

Aylar içinde yazılım geliştirme döngü süreleri %60’a kadar kısaldı, üretim hataları %50 azaldı; bu da ekiplerin biriken büyük IT backlog’unu eritmesine yardımcı oldu. 

Ajanlar farklı fonksiyonlara yaygınlaştıkça müşteri yanıt süreleri %40’a kadar düştü; daha iyi iş gücü planlaması sayesinde çalışan devir oranı %10 azaldı; gerçek zamanlı işlem izleme ile dolandırıcılık %25 geriledi. 

Pazarlama tarafında da performans belirgin şekilde iyileşti: dönüşüm oranları %15, yatırım getirisi (ROI) ise %20 arttı. 

Yapay zekâ ölçülebilir fayda üretme konusunda fazlasıyla yetkin. Ancak bu yazının başındaki tablo—AI pilotlarıyla dolu ama somut etki yaratamayan toplantı odaları—pilotları performansa dönüştürmek için hedefli adımlar atmayan şirketlerde tekrar etmeye devam edecek. Araştırmamız, ölçülebilir sonuçlara giden net ve umut verici bir yol sunuyor. AI liderlerini ayrıştıran şey, aldıkları yönetim kararları: yapay zekâ kullanımını kritik iş hedefleriyle hizalamak, amaca uygun temeller kurmak ve AI’ı kurumun geneline yerleştirmek. 

Bu yaklaşımı hayata geçirmek bilinçli ve süreklilik gerektiren bir çaba ister. Üst düzey yöneticilerin gündemindeki sayısız öncelik düşünüldüğünde kolay olmayacaktır. Ancak liderlerle arayı kapatmak isteyen şirketlerin bekleme lüksü yok. Çünkü AI liderlerinin elde ettiği avantaj giderek büyüyor; bu şirketler daha hızlı öğreniyor, çözümleri daha hızlı devreye alıyor ve kararları güvenli şekilde otomatikleştiriyor. 

Artık pilotların ötesine geçip daha büyük hedeflere odaklanma zamanı. Yöneticiler, yapay zekâyı en kritik stratejik hamlelere yönlendirmeli ve AI yatırımlarını ölçülebilir sonuçlara dönüştüren bir işletim modeli kurmalı. Yapay zekâya güvenildiğinde, reinvention odağında kullanıldığında, doğru temellerle desteklendiğinde ve iş akışları ile karar süreçlerine tekrarlanabilir biçimde entegre edildiğinde; ortaya çıkan etki sadece kademeli iyileşmelerle sınırlı kalmaz, birikimli bir performans avantajına dönüşür. 

İletişim

Cenk Ulu
Cenk Ulu

Ülke Kıdemli Ortağı, PwC Türkiye

Cem Aracı
Cem Aracı

Yönetim Danışmanlığı Hizmetleri Lideri, PwC Türkiye

Yapay Zekâda ROI: Yapay Zekâ Yatırımlarının Getirisini Anlamak

Şirketlerin yalnızca %20’si, yapay zekâdan yaratılan toplam değerin %74’ünü elde ediyor. Biz de bunun nasıl mümkün olduğunu analiz ettik; siz de yapay zekâyı verimlilik, yeniden yapılanma (reinvention) ve büyüme için daha etkili kullanabilirsiniz.

Yapay Zekâ Çözümleri

Teknolojiyi işiniz için gerçek değere dönüştürüyoruz.

Bizi takip edin